Skip navigation

Category Archives: oynatmaya az kaldı

Normal bir insan neden ara sıra sapıtır? Bu duygusal dengesizlik midir, yoksa olağan bir ruh halimi? Bazen insan kendinden beklenmeyecek öyle hareketler yapar ki, kendi bile bu yaptıklarına şaşırıp kalır. Sapıtmak derken delirmek, sağa sola saldırmak anlamında söylemiyorum. Kalabalık içinde göbek atmayı aklından bile geçirmeyen, hatta böyle durumlarda mümkünse masanın altına girmeyi tercih eden bir insanın birden 40 yıllık Shakira kesilmesi bu konuya iyi bir örnek olabilir. Peki insandaki bu tip ani duygu patlamalarına neler sebep olabilir? Aslında bir çok şey. Belki darbukanın karşı konulamaz tıkırtıları, belki kuzeninin askere gidişi, belki de masada aniden bunalması.Bu ani duygu patlamalarına sadece göbek atma örneğini vermek de yanlış olur tabi. Bu sadece kendimden bir örnekti. Geçen hafta sonu sayamayacağım bir çok nedenden o kadar çok atlayıp zıpladım ki ortada, ben bile kendime şaşırıp kaldım. Ama biri kuzenimin askerlik yemeğiydi, diğeri de bir arkadaşımın doğum günü.. Yani bahanelerim de hazırdı:) Neyse kendimi bir yana bırakacak olursam, dediğim gibi bu tip ani patlamaların bir çok nedeni olabilir. Genelde hayatın rutin akışı, alışkanlıkların iyiden iyiye alışkanlık haline dönüşmesi insanı kimi zaman patlama noktasına getirebiliyor. Aslında biz hayatımıza ufak tefek, eften püften, başkaları için belki bir anlam ifade etmeyecek, ama bizim hayatımız renklendirecek küçük heyecanlar kattığımız sürece yaşamaktan daha fazla zevk alabiliriz. İnsan hayatının ne kadar rutine bağlandığını ve istisnai durumlar dışında, günlerinin ne kadar çok birbirinin aynısı olduğunu ancak yaşı biraz büyüyüp, yerleşik hayat düzenine geçince anlıyor. Üstüne giydiği kıyafet, yaptığı birkaç farklı telefon konuşması, ya da yediği yemek dışında her gün birbirinin aynı geçiyor. Bu da insanı sıkmaya başlıyor bir süre sonra. Böylece hayatına değişiklikler katmak istiyor. Örneğin spor yapıyor, yeni yeni arkadaşlar ediniyor, yani kısacası sosyalleşiyor. Yine konudan konuya geldim. Kafamda düşünceler yine dans halinde olduğu için bir sürü şeyi bir anda düşünüp, iki farklı konuyu bağlamaya çalışıyorum yine. Yani, ani göbek havalarımın rutinliğimi kırma konusuyla bir alakası yok ama, işte o konudan bahsederken yine kafamda bir sürü şey uyandı da, birden kendimi bu konuyu yazarken buldum. Siz de böyle yapın. Tek yönlü düşünmeyin. Değişik, deli dolu düşüncelerin mantığınızı yenmesine izin verin bazen. Kantarın topuzunu kaçırmayın tabi ama mantığınızın da esiri olmayın. Hayatın sizi istediği yere götürmesin, siz hayatı istediğiniz yere götürmeyi çalışın elinizden geldiğince. İçinizden gülmek gelmediği zamanlarda bile gülmeye çalışın, olmadı başkalarını güldürün. Onların neşesi bulaşıcı olabilir. Daha önce söylemiştim sanırım, dizi film gibi yaşarım hayatımı, senaryolarımı yazıp oynarım diye. Her ne kadar senaryolar işlese de , bazen beklenmedik olaylar yani kamera şakaları olabiliyor, ama ben o an kameraya el sallamayı tercih ediyorum. Siz de sağa sola el sallayın. Benim size tavsiyem akıllı olun, boş olmayın dolu olun, ama biraz da kaçık olun. Hayat böyle daha renkli oluyor.
Reklamlar