Skip navigation

Category Archives: Ne varsa eskilerde var. Teknofobikmiyim neyim ben

Herşeyin dijitali çıktı ama ben hiç hoşlanmıyorum bu durumdan. Akıllı evlerden hiç hazzetmiyorum mesela. İnsaniyetten uzak, tamamen sanal bir hale geliyor hayatımız ve artık bunu durduracak güce kimse sahip değil. Ben evimi işyerimden programlamak istemem. Evim girince varsın biraz soğuk olsun, yemeğimin suyu biraz geç kaynasın, fırınım geç ısınsın ne çıkar. Evim beni normal anahtarla tanısın, parmak izimle ya da göz retinamla değil. Mutfak dediğin mesela böyle cıvıl cıvıl olmalı. Yağa kire bulanmalı. Işte o zaman daha bir mutfak mutfak olur orası. Ultra modern aletlerle, uzay mekiği parçasına benzeyen fırınlarla insanı yemek yapmaktan uzaklaştırır o sevimsiz mutfak müsvetteleri. Yeni buzdolapları çıkıyor sebze meyveyi taze tutan, yeni çamaşır makinaları lekeyi tanıyan. Fazla sanal, fazla teknolojik, fazla samimiyetsiz değil mi?Sebze, meyve dediğiniz şey dalında güzeldir. Güneşte yetiştiğinde, pazar tezgahlarında. Eve getirip yeriz, yemezsek de en fazla bir hafta tutulur dolapta. Yapay ışık altında taze kalmış sebzeye, meyveye ben taze diyemem. Giderim öz hakiki tazesini pazardan alırım olur biter. Anahtarı kilide takarak açayım kapımı, kombiyi kendim ayarlayayım, suyumu ısıtayım, pazardan aldığım taze sebzelerle yemeğimi yapayım. Ortalık kirlensin, silip temizleyeyim. Gemi bacasına benzeyeni değil, normal aspiratörü çalıştırayım. Bluzuma döktüğüm yağ lekesine de tuz dökerim, sonra sabunlu suyla azıcık çitilerim biter. Sonra atarım normal makinama yıkanır temizlenir. Lekeyi tanıyan makinayı istemiyorum. Bu kadar makinalara bağımlı bir yaşam rahatlık gibi gözükse de aslında rahatsızlık veriyor. İş hayatımızı bağladığımız bilgisayar bir gün bozulunca elimiz kolumuz bağlanıyor. Her detayı makinalara bağlarsak, en sonunda doğal ne kalacak elimizde. Yok şu düşünce, yok bu ideoloji hepimizi ele geçirecek diyoruz da, bence asıl ele geçirecek olan makinalar. Sessiz ve derinden geliyorlar, biz de güle oynaya karşılıyoruz.
Reklamlar