Skip navigation

Category Archives: mutlu ol.

Bizi üzen, kaba bir tabir olacak ama zamanında hayatımızın içine eden insanların hayaletleri hala neden etrafımızda dolaşıyor. Eskiden Hayalet Avcıları diye bir çizgi film vardı, adları üzerinde, hayalet avlarlardı. Onlardan her eve lazım. Gelip çevremizde dolaşan kötü ruhlardan bizi kurtarsınlar diye. Eskiden ağlatan, kıran, üzen, bitiren kişilerin bünyedeki etkisi genelde ağır oluyor. Kalp ezikliği, kendine güven azalması, her an herkesten kötü ve ters hareket bekleme, mutlak bir hayal kırıklığı beklentisi. İsteyerek yapılan hareketler de tuzu biberi olur herşeyin… Hem kendine hem de etrafındakileri huzursuz etmede üstün başarılar gösterme, elde olmadan kafada senaryolar yazma, içinden geldiği gibi davranmadan sürekli lafını seçerek konuşma . Böyle yapsam ne olur, şöyle yapsam ne olur diye her hareketi çift dikiş gitme. Had safhada mutsuz olma korkusu. Kendine güvenmesine rağmen tedirgin ve çekimser davranışları yüzünden kendine güvensiz ezik insanlar gibi davranabilme yeteneği. Bu yazdıklarım geçmiş hayaletleri tarafından çarpılmış insandaki dayanılmaz belirtiler. Herkesten çok kendisi için dayanılmaz. Ya ben böyle bir insan değilim diye içi içini kemirir, keşke sadece kendi içi olsa… Karşısındakini de illet eder. Problem makinası şeklinde üretir de durur. Sorun hayaletlerin kimliği ya da yaptıkları değildir. Hatta hayaletlerin ne yaptığı, ne dediği bile hatırlanmıyordur. Ama zamanında çarpmışlardır bir kere. Kolunuzdaki morluğu görüp ya ben bunu nereye çarpmıştım diye düşünmek gibi. Nereye çarptığınızı hatırlamazsınız ama morarmıştır ve acıyordur. Aslında şimdi düşündüm de, sanırım insanın hayalet avcısı yine kendisi. Sonuçta abuk hareketlerini düzeltmek yine kendimize kalmış… Hayaletlerimizi kovalamak kimsenin görevi değil, sadece bizim…
Reklamlar