Skip navigation

Category Archives: Misafir odalarını özgür bı-ra-kın… Hepsi benim

Salon gelenekleri bir Türk klasiğidir. Beyaz örtülerle kapatılmış ve sadece misafirden misafire açılan salon, evin yasaklı köşesidir. Ben küçükken evimizde soba vardı, dolayısıyla salon ısıtılma konusunda hiç öncelikli değildi. Evde verilecek en büyük cezalardan biri, kış aylarında salondaki büfeden lazım olan bir şeyi almakla görevlendirilmekti. Salonda havanın kesinlikle sokakla aynı derecede olduğunu söyleyebilirim. Zaten o koltuklarımız hiç eskimedi de, şimdi anneannemde görevlerini sürdürüyorlar. O yüzden ev kurarken salon ve oturma odasının ayrı olması fikrine şiddetle karşı çıktım. Salona eşyalar alınmış, bir güzel döşenmiş. Ama misafir geldikçe girilecek. Salon kendine mi düzülüyor, misafire mi belli değil. O kadar özendiysem, keyfini de ben sürmeliyim, bu kadar net. Bir de salon takımı konusu haricinde, diğer misafir spesyalleri var. Misafir tabağı, misafir havlusu, misafir tepsisi, misafir cartı, misafir curtu. Ben buna da karşıyım. Bizim gelenimiz gidenimiz çok orası ayrı. Ama öyle olmasaydı da, normalde misafir tarifesine yazılmış eşyaları, arasıra gündelikte kullanırdım. Özenmişim, almışım. Taksitlerini hala ödüyorum. Soframda göreyim, sürekli kullanayım. Elimde eskisin, yeter ki dolapta tozlanmasın. Her çıktığımda başka bir şey beğeniyorum üstelik, dolaptakiler eskisin de yenilerini alayım. Kullanmadıkça aynı şeylere yıllar boyu mahkum kalınıyor çünkü, offf çok sıkıcı…
Reklamlar