Skip navigation

Category Archives: Kerpe


Çocukluğumdan beri yazları hep Kerpe’ ye geliriz. Ben çocuklara karıştım, buralardayız. Düşe kalka yazları burada büyüdüler. Eğer onların çocukları olursa eminim çok daha şanslı olacaklar… Çünkü Kerpe çok değişti, çağa ayak uydurdu ama, bu arada hala bakir bir koy…Tabii ki eksikleri yok değil ama her geçen gün daha da güzelleşmekte. Burada pansiyon tarzı konaklama yerlerinin dışında pek fazla konaklama yeri yoktu, bir büyük otelin dışında… Ama bu sene çok konforlu, temiz, denize sıfır bir apart hotel eklenmiş ki hayran kalmamak imkansız… Kerpe’ ye dışardan gelen biri olsaydım hiç tereddütsüz “Erısh Apart Hotel” de kalırdım. Çünkü hem hotel güzel, hem de sahipleri çok güzel insanlar…Eğer bir gün yolunuz Kerpe’ ye düşerse Eriş bey ve eşi Nilay hanım’ın çocukları gibi değer verdikleri, özene bezene yarattıkları hotellerine bir uğrarsanız, eminim bir daha, bir daha gelmek isteyeceksiniz…. Benden söylemesi:))

Reklamlar

Bugün hava burda oldukça sıcaktı. Yazlığa gidesim var ama evin içi toz toprak götürüyor. Yazlık iyi güzel de her sene iş… iş… iş… sanki mübarek ev durduğu yerde bozuyor aletleri, çatıyı …bahçe dersen sanki orman…çatı akınca kocamgil boyacı getirip boyattı boyatmasına da ev şahtı şahbaz olmuştur diye gitmek istemedim. Ama temizletmekte lazım… Neyse fazla gözümde büyütmeyeyim dedim , çıktık bu akşam geldik. Eve girmemle kaçmam bir oldu, stresten zaten midem bulanıp duruyor… eskiden canım annecim temizletir ben hazıra konardım…şimdi öyle mi ya vazifeler bana devretti 😦

Aslında ben burasını çok seviyorum, kendimi bildim bileli Kerpe’ liyim. Ne günler geçirdim ben burda acısıyla, tatlısıyla…hey gidi hey:((

Şimdi bakıyorum da burası bakir bir sahil kasabasıyken, modernleşmeye başladı… derme çatma kahvelerin yerini güzel cafe-pansiyonlar aldı. Herhafta turlar, Harley Davidson motosikletliler, genelde İstanbul’ lular oluyor. Burası yine de çok sakin. Şu anda saat 21.38 ve ben deniz kıyısında “Kaptan Pansiyon” un masalarından birindeyim ve size bu postu yapıyorum. Hava biraz serin, kot montumun üstüne bir koşu evden şalımı alıp geldim…
Burada bazı anılarım yüzünden hüzünlensem de, ağlamıcam, çok duygulanırsam dolapta Passiflora var içerim:( Neyse bu anımın kıymetini bileyim, bir nescafe ısmarlıyayım siz de Kerpe’yi keşfede durun…Buraya TıkTık:

Hayatımın sonuna kadar yaşayabilirim dediğim Ayvalık ve Cunda adasının, sokaklarında dolaşmayı, Rum evlerini,


bahçelerdeki çiçeklerini, kapılarını…

Yaşadığım kentin yemyeşil çimenlerle ve çiçeklerle bezenmiş Seka Park’ ında uzun yürüyüşler yapmayı, sonra bir kafede sütlü nescafe içmeyi… Seka Park kuşbakışı”


Karadeniz sahilinde, İstanbul’ a 2 saat uzaklıktaki ve yaşantımda yaz aylarını geçirdiğim Kerpe’ yi…

2 defa gittiğim, ama gene de giderim dediğim Bozcaada’yı,


Bozcaada’ nın begonvil ve Rum evleriyle bezeli sokaklarını…

evimin camından tan yeri ağarırken, akşam saatinde ve geceleri bu manzarayı,


Starbucks veya Kahve Dünyası’ nda karamelli latte içmeyi, franbuazlı kek yemeyi,


Kapalıçarşı’ nın mistik havasını soluyarak içinde dolaşmayı,


İstanbul’un doyumsuz manzaralarını,


vapurla yolculuğunu, karşıya geçip Mısır Çarşısı, Eminönü ve Tahtakale’ de fellik fellik dolaşmayı,


Bağdat caddesinin vitrinlerine baka baka turlamayı , kızımla uzun yol seyahatlerini, oğlumla maceralı gezileri, eşimle evde oturmayı :p ( o bir yere gitmiyor) çok seviyorum.

Mimlenmek isteyen hemen turuna başlasın !…