Skip navigation

Category Archives: kadın

Reklamlar

Bugün evde temizlik vardı, arada kadın alıyorum, yoksa ipin ucu kaçacak, yakalamak beni benden alır valla :pp . Aslında kadın kelimesi de temizlikçiler için kullanılan yegane laf. Mesela kadın diyorum ama bizimkinin yaşı benden küçük büyük ihtimalle. Apartman görevlisinin eşi.
Taşındığımızdan beri o geliyor. 5 ay falan oldu yani. Ütü yapıyor. Memnunum genel olarak ama geçen sefer bir bardak kırdığından ve bana söylemediğinden şüpheleniyorum. Aslında malı kıymetli bir tip değilim, ama ben olsam kesin söylerdim dediğim şeylerin bana söylenmesini bekliyorum. Çünkü takınca takanlardan olduğum için evde dört dönüp, nerdeki bu bardak diye arandım. Bugün evi arayıp, ya kırıldı mı ona göre takımı bozmamak için yenisini alacağım diyecektim, unuttum… Öyle saf saf dolandım ki evde, yatağın altına bile baktım, hani gece yanımıza su alıyoruz, bir şekilde yere koyduk, kaldı mı öyle diye. Söyle hele, sen sağ ben selamet, canı sağolsun, Allah’ın cam bardağı. (Hoş tabanı böyle çiçekli falan pek şekerdi:pp). Ama diyorum ya, ben olsam söylerdim. Yine de hakkını yemeyeyim, gardrobumun içini mum yapmış mum, valla öyle düzenli görünce kendimden utandım. Herşey yerli yerindeydi ama onun yaptığı olmuyor işte. Sağolsun varolsun 🙂
Neyse bir önceki evimizdeki kadın, o evin sahibinin kadınıydı. Yani güvenilirlik tam. Biz anahtar verdiğimiz için en azından tanıdık birine geliyor olması kesin koşul. Eski apartmandakilerin çoğuna da o geliyordu. Ütü de yapıyordu. Fakat nasıl geniş kadın. Kafasına göre bazı yerleri yapıyor, bazı yerleri şişiriyor. Bir de asla ev toplamazdı. Bizim ev dağınık değildir aslında ama örneğin sabah pijamamı alalacele çıkarıp, dürüp sandalyede bırakmışım mesela. Ev temiz, ama o pijama sabah bıraktığım gibi aynen duruyor. Örneğin laptopu pufun üzerinde bırakmışız, aynen duruyor. Santim oynatmamış. Bazen halıların altını veya az kullanılan bir odayı süpürdüğünden ( malikane değil canııım o ev 4 odaydı, şimdi 3) şüphelendiğim için test yapardım. Halının altına ufak bir toz parçası, odanın halıfleksine bir iplik parçası gibi. Neyse o konuda bir açığını yakalamadım. Sonra yeni eve taşınırken devam edelim dedim, kocama sorayım, gelebilir miyim car curt. Geleceği mesafe de öyle aman aman bir yol değil. Soruş o soruş, bir daha aramadı beni. Ayıp etti…Hatta her hafta alsanız 65 olurdu ama siz iki haftada bir alıyorsunuz diye 70 alıyordu. Yuhhh diyorum hala. Gelmeyeceksen de gelmeyeceğini haber ver bari. Ben de mel mel bekliyorum, ha bir gün ha yarın arayacak. Kek kafam.
Fakaat benim bir numaram ilk kadınımdır. Ben evlenmeden önce 1 sene çok yakın arkadaşlarımdan biriyle yaşadım. O da ayrı bir yazının konusu olsun. Oraya da yine çok yakın bir arkadaşıma gelen bir kadın geliyordu. Ya nasıl eli çabuk, nasıl temiz. Bir de biz iki kızdık ya, söylemesek de bize yemek yapardı. Ütü de yapıyordu. En komik yanı evi öyle kafasına göre toplardı ki, benim eşyalarım arkadaşımın dolabından, onunkiler benden, ev terlikleri bir yerlerden çıkardı. Ama ben evlendikten sonra haftaiçi çocuk bakmaya başladı, haftasonları da bana uymuyor diye ayrıldık. Çok düzgün kadın valla, bir gün çocuğum olsa da bakacak birini arasam onu düşünürüm.
En son olarak kocamgilin benim kadınlara yazdığım notlara çok güldüğünü belirtmeden geçemeyeceğim. Böyle emir kipi bir tip olmadığım için nasıl rica minnet notlar, yaparsınız sevinirimler, zahmet olmazsalar. Camların bir kısmını bu sefer, kalanını diğer sefer silerseniz çok mutlu olurumlar. Duyan bedavaya iş yaptırıyorum sanır. Mesela bardak mevzusunu not olarak yazacaktım da, telefon açayım tüm nazik ses tonumla sorayım, yanlış anlaşılmasın dedim, yarım aklımla unuttum onu da.
Ohooo çook uzatmışım ben konuyu yahuu, o zaman bu yazıdaki anahtar kelimeleri bulun, benden size ütü hediye:)))

Yepyeni yıla girerken son zamanlarda bana musallat olan yeni halimden bahsetmek istiyorum.Tam ev hanımı oldum artık. Kendimle içten içe gurur duyuyorum. Hatta içten içe gururu da bir kenara bıraktım, uluorta da gurur duyuyorum. Evimiz hep topludur, şu yemeğim de hiç fena olmadı ne yalan söyleyeyim, bilmemkimleri yemeğe mi çağırsak acaba falan diye takılıyorum ortalıkta. Benim bilgisayardan en çok girilen siteler bu ara en çok yemek tarifi içerenler. Her akşam yeni bir yemek uygulaması için giriyorum mutfağa. Aldığım sebzeleri ziyan etmeyip, bir şekilde pişirince içim huzur doluyor.Yılbaşı için yılbaşı kurabiyeleri hazırladım, sadece şekilleri noel baba, melek, çam ağacı olmakla kalmadı, üstelik gıda boyaları ile değişik renklerde karışım hazırlayıp boyadım. Bir süre sonra darallar bastı tabi, anladım ki mutfakta olmak güzel ama parmak kadar kurabiyenin üzerinde ince resim çalışması yapmak bana göre değil 🙂 Sonra yılbaşı partisi yapan arkadaşımın evine götürmek için bir şeyler hazırladım. Tadına bile bakmadım, tabağıyla götürdüm. Birilerinin hmm ne güzel olmuş, kim yaptı bunu demesi acayip hoşuma gitti. Ben ben diye atıldım tabiii.Hatta suyunu çıkardım, yiyenlerin tepesinde dikilip yorum beklemeye devam ettim.Tarifini soranlara göğsümü gere gere anlattım, haa tabi bir de kendi keşfettiğim püf noktalarına da değinmeden geçemedim. Şekerim fırında bilmem kaç dakika daha tutman lazım diye bilmişlik bile tasladım.Fırınımı geçen 1 sene boyunca 2-3 kere falan kullanmışımdır, bu ara haftada 1-2 kere kullanıyorum. Kendim yemekten çok, başkalarına yedirmek en büyük keyfim haline geldi.Hele de ailem tarafından geçer not alınca değmeyin keyfime. İçimde bastırılmış bir yemek pişirme gücü varmış da ben farkedememişim.Rahmetli anneannemin tok insanı bile doyurmak gibi bir huyu vardı. Tokluğu asla kabul etmez, mutlaka tadına bakılsın isterdi. Yavaştan yavaştan ona çekmeye başladığımı hissediyorum. Birilerini doyurayım, herkes yemeğime bayılsın, beğenildikçe daha da çok yapayım istiyorum. Kanımda varmış meğersem, sadece ortaya çıkacağı zamanı bekliyormuş, neyse ki çok geç kalmadı:))