Skip navigation

Category Archives: film


Stephen Daldry’nin yönettiği ve Ralph Fiennes, Jeanette Hain, David Kross ile Kate Winslet’in oynadığı Okuyucu (The Reader), 10 Nisan 2009’da Tiglon Film dağıtımıyla Tiglon Film tarafından vizyona çıkarılıyor.II. Dünya Savaşı sonrası – Almanya. Michael, kendisinden yaşça büyük Hanna’ya aşık olur. Hanna‘nın bir gün ansızın ortadan kaybolması ile ilişkileri sona erer. 8 yıl sonrasında, bir hukuk öğrencisi olarak hayatına devam eden Michael, savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yaparken Hanna‘yı sanık sandalyesinde otururken görünce gözlerine inanamaz. Filmi kare kare izlemek için TIKTIK:

Reklamlar

Ben şimdiden haber vereyim de içim de kalmasın. Digitürk ‘ te bu ay yani 17 Nisan’ da Barcelona ( Vicky Christina Barcelona) ve 24 Nisan ‘ da ise Sex And The City filmleri gösterilecekmiş. Benden söylemesi:))

Herkes yazdı. Ben de yazmadan olmaz. Issız Adam da Issız Adam. Aynı film konuşuluyor her yerde. İzleyenler izlemeyenleri ayıplıyor. Gitmek farz oldu bana. Dolayısıyla yazmak da. O yüzden yazıyorum. Nasıl desem bilmiyorum. Ooo mutlaka görmek lazım bir film değil. Yani aslında biraz da öyle. Bilemiyorum. İnsan izlerken öyle acayip beğenmiyor. Vay beeeaa filme bak denmiyor. Çekim, kurgu, oyunculuklar falan kusur bulunuyor. Niye burası öyle, niye şurası şöyle diye eleştiriyorsunuz. Hatta bir an geliyor, ya bu kadar da abartılacak durumu yokmuş, millet de ne kadar abartıyor diyorsunuz. Haa ama sonunda ağlamak garanti. Boğazınıza bir şey düğümleniyor. Hadi ben zaten sulugözlerin başını çeken bir tipim de, birlikte izlediğim arkadaşım öyle kolay gözyaşı dökenlerden değildir ama o bile ağladı. Neyse çıkıyorsunuz filmden. Fena film değildi ehh işte falan diyorsunuz, sonra eve geliyorsunuz. Ama boğazınızdaki düğüm hala orada. Hani tek bir bahanede hüngür şakır başlanabilir tekrar ağlamaya.Yaa neyse alt tarafı bir film deyip geçiyorsunuz. Sabah oluyor, o uyku sersemliği arasında sahneler kafanızda çakmaya başlıyor. Keşke şöyle olsaydı, aptal adam, oh oldu, ama kız acaba doğru mu söylüyor diye kafanızda kurgulayıp duruyorsunuz. Şöyle söyleyeyim bu film insana kaba bir tabir olacak ama, sonradan koyuyor:) Etkisinden bir kaç gün kurtulunmuyor. Üzerine bir de nostaljik müziklerini de dinlerseniz, herhalde bu etki bir haftaya uzar. Benden iki hafta önce izleyen bir arkadaşımda, bu süre iki haftayı bile buldu. Dedim bende mi bir anormallik var, hiç böyle sonradan yan etki yapan film olur mu diye ama, benim çevremde izleyenlerde hep aynı etki. O yüzden bu filme ister büyük bir beklentiyle gidin, ister sıfır beklentiyle, her şekilde sarsılacaksınız. Kaçarı yok:)