Skip navigation

Category Archives: Bütün aşklar tatlı başlar

Hayat her gün yeni bir şey öğretiyor iyi ya da kötü. Anlamını bildiğimizi sandığımız bazı şeylerin, aslında hiç de bizim bildiğimiz gibi olmadığını anladığında insan, tuhaf oluyor. Hele de ortaya çıkan sizin tahmin ettiğinizin çok çok üzerindeyse. Sevmek mesela. Güzel yerlere gidip, ele ele tutuşup, kah kah kih kih eğlenmenin bir gereği midir ya da sonucu mudur sevmek? Ya da iki güzel söz, bir demet çiçek alınca mı seviliyor demektir insan. Sevmek ne güzel şeyler paylaşmak, ne de küçük sürprizlerdir. Bunlar belki alt anlamı olabilir sevmenin, hepsi bu. İnsan aslında hep kendini düşünür önce. Her ne kadar inkar etse de bir insan, farkında olmadan önce kendini düşünür. Kendine sevinir, ya da kendine üzülür. En azından gerçekten sevmeyen bir insan.Sevmenin gerçekten insanın kendinden öte bir şey olduğunu ben yeni yeni anladım. Bir insanın sevincini sanki kendi sevincinmiş gibi hissetmek, üzüntüsünü kendi acın, ya da kızgınlığını kendi öfken. O birisinin her duygusunu kendininmiş gibi hissetmek. İşler ters gittiğinde uğranılan hayal kırıklığının parçalarını kendi kendine süpürmek, ya da herşey güzelken mutluluk dansı yapmak istemek. Kızgınlıkla kavruluyorsa karşı taraf, düşman kuvvetlere karşı sanki senin probleminmiş gibi, en acımasızından intikam planı kurmak. Anladım ki ne zaman başkasının başına gelenlere kendi başına gelmiş gibi tepki vermeye başlıyorsun, işte o zaman seviyorsun. Bunu ne kadar derinde hissediyorsan, o kadar çok seviyorsun. Sevmenin miktarı kurulan güzel cümlelerle, yapılan şirinliklerle ölçülmüyormuş. Acıyı ve mutluluğu ne kadar derinde hissediyorsan, işte o kadar seviyormuşsun. Ne kadar derin, o kadar çok….
Reklamlar