Skip navigation

Category Archives: 20lik diş

Çok zilli bir tip değilim.Olmak istiyorum ama, saydırmak istediğim laflar boğazıma düğümleniyor ama çıkmıyor bir türlü. Bir gün zillenmeyi başaracağım inşallah. Mesela geçen birilerini şöyle bir pataklamak istedim ama yapamadım, dişim dayanılmaz ağrıyordu. Ama işin aslı ben kimi döveceğimi bilemedim. Herşey neyseki artık kurtulmuş olduğum 20 yaş dişimin ağrısıyla başladı. Dişten ziyade yanak acısıyla kendini belli ettiği için ben bir kaç gün diş sorunu olduğunu bile aymadım.Taaa ki bütün iltihabının acısı boğazıma, başıma, kulağıma vurmaya başlayana kadar. Soluğu dişçide aldım tabi. Sonuç: Antibiyotik tedavisi ve sonrasında dişin alınması.Neyse lafı dolandırmayayım. İlacı karneme iş yeri doktoru yazdı, ben de akşam eve giderken alırım dedim, demez olaydım.Varan bir: Evimizin karşısındaki eczane sağlık karnesine ilaç vermiyormuş meğersem, koş çabuk ileriki sokaktakine dedi. Saat 7’ye geliyor, eczaneler kapanacak. Ben bütün suratım ağrıya ağrıya tarif edilen yere gittim, karneyi verdim, oturdum, işlemleri bekliyorum. Varan iki: Tam ilacı alacağım derken buyurmaz mı eczane aaa bu işyeri hekimi onaylı, biz işyeri hekiminin yazdıklarına vermiyoruz. Kan beynime sıçradı. O da başka bir yer tarif etti.Neyse ben ağlamaklı oraya gittim, bir baktım ki kadın kapatıyor, ben yalvar yakar girdim içeri. Uzattım karneyi.Varan üç: Aaaa vallahi bilgisayarları kapattım, açamam şimdi kusura bakmayın. Ben en sonunda pes ettim tabi. Verin dedim, kaç liraysa ödeyeceğim. Kırkyılda bir sağlık karnemi kullanmak istemişim, şu devlete kırk yılda bir işim düşmüş. Ama ne oluyor: Bir türlü başaramıyorum.O gün enerjimin son damlalarını eczane yollarında harcadım. Eczaneler istemiyorsa devletle çalışmaz, buna tamam.İşyeri hekiminin yazdığı karneye ilaç vermemek ne demek oluyor? Son kadının bilgisayarını açmasına üşenmesini terbiyesizlik olarak görüyorum ama mecalim yoktu, ilacı parasıyla aldım.Bir sonraki seferde de diş operasyonu sonrası yeni yazdırdığım ağrı kesiciyi alırken de bu sefer muadli ilaç geyiği yaptı başka bir eczane. Benim bir elimde karne, bir elim buz torbasıyla yanağımda, suratımın yarısı uyuşmuş… Eczacı muadilini alır mısın diyor, ne alaka dedim. Yok devlet ucuzunu veriyormuş da, farkını yine hastadan alıyormuş da, bırakın dedim, o ne kadar, onu da parasıyla alacağım. Şimdi kim suçlu bilmiyorum. Her ay sigorta primleri düzenli ödenen, her ay maaşının yüzde bilmem kaçını nerede kullanıldığı hiç belli olmayan vergilere yatıran ben. Ama yine ne sigortam bir işe yaradı ne de karnem. Abuk subuk uygulamalarla, yok o bunun muadili, yok şu işyeri hekimi, yok cart yok curt… Bir sürü prosedür. Hem de insanın en değerli şeyi sağlığı için. Bırakın prosedürleri. Adam gibi basit mantıkla veriyorsanız verin, vermiyorsanız da bırakın böyle kalsın. Hadi benim olayım çok ciddi değildi, Allah şifasını versin, daha zor rahatsızlıklarla uğraşanlar ne yapsın. Hastalıkla mı, ne idüğü belirsiz prosedürlere mi uğraşsın. Zaten ortam herkesi hasta etmiyormuş gibi. Ortam zaten ortaya karışık… Ülkede huzur bolmuş gibi bol keseden harcıyoruz.
Reklamlar