Gezinimi atla

Annem eski resimlere bakmayı sevmez. Ben de tam tersine. Belli periyotlarda eski resim bakma dönemim gelir, çıkartır eski albümleri, sayısız kez baktığım tüm resimlere tekrar bakarım. Neden bilmem içim bir tuhaf olur da bu tuhaflıktan garip bir zevk alırım. Uzak çocukluk resimlerim benim içimi cız ettirmez pek fazla. Herhalde o zamanlardaki kendini bilmezlikten ileri geliyor. Kendini bilmezlik derken hayatını kendi yönlendirmemek, hep rutin ve çocuk kafasıyla takılıyor olmaktan bahsediyorum. Ama yakın geçmişe, yani şöyle bir 6 sene öncesine ait resimlere baktıkça anneme hak vermiyor değilim. İnsan kendi hayatını kendisi yönlendirmeye başladıkça, ve zaman geçip de bu zamanlar hatırlandıkça insana daha da bir fazla koyuyor be. Üniversitenin ilk yıllarına ait resimlere bakınca kötü oluyorum ben, bu durum da hoşuma gitmiyor. Deli gibi o zamanlara dönmek istiyorum. Çocukluk resimlerinin kötü bir etkisi olmamasını daha iyi anlıyorum . Çocuklukta hangi zamana dönmek isteyeyim ki? Kendi yönettiğim bir hayatım yok. Farkındalıklar ne zaman ortaya çıkıyor, işte o zaman nostaljisi yapılabilecek bir dönem yaşanıyor demek oluyor. Of ben yazarken sıkıldım edebiyat yapmaktan, siz okurken bayıldınız herhalde. Nerden aklıma geldi bunlar? Hep aklımda zaten, kendi ayaklarım üzerinde durmaya başladığım yılları her gün hatırlıyorum içim ezilerek. Geçen gün bir kaç yılda bir tekrarladığım oda dekorasyonu değiştirme çalışmaları kapsamında eski okul defterlerimin falan olduğu bir kutuyu karıştırdım. Defterlerin arasında ders içi kaçamak yazışmalar, arkadaşlarla gidilen tatillerin resimleri ve o zamanlara ait bir sürü ıvır zıvır geçti elime. Tam en yakın arkadaşımla çektirdiğimiz komik resme gülerken telefon çaldı da, o arkadaşım arıyordu. Canı sıkkın , dertleşelim diye aramış. Zaten kös kös nostalji yapıyordum, bir de kalp kalbe karşıdır misali, o arayınca bir an gözlerim doldu ne yalan söyleyeyim. Ben arkamdan koşturan varmış gibi tam dört senede bitirdim okulu. Buradan acelesi olmayan öğrencilere seslenmek istiyorum: Yoksa bir derdiniz bitirmeyin okulu, abartıp yedi seneye de uzatmayın ama yarım dönem, bilemedin bir yıl uzatın gitsin. Dersleriniz iyiyse hem okulun hem de arkadaşlarla vakit geçirmenin keyfini çıkartın. Sonraki yetişkinlik hayatı çok farklı. Bazen bakıyorsunuz her şey üstünüze üstünüze geliyor. Hazır kimse sizden pek bir şeyler beklemezken keyfini sürün o yılların, sonra sizden beklenenler ardı ardına sıralanınca çok ararsınız o yılları çoook…

Reklamlar

4 Comments

  1. Şmdı bana kaybolan yıllarımı verseler dıyor ınsan……

  2. Yani çoğu zaman, doğrusu zaman zaman:(

  3. Klişeleşmiş kavramlar vardır ya hani, “bak bu yıllarının kıymetini bil, bittikten sonra arayacaksın.” aynı o dönemleri yaşıyor insan. Yaşarken çıkarılan tad enfes olmasına rağmen, geçip gitmesinden sonra ardına bakıldığında hâla dumanının tüttüğü görülüyor. Güzel bir yazı olmuş teşekkürler (:)

  4. :))


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: