Skip navigation

Monthly Archives: Şubat 2009

Peter Raphael Russo, tarafından tasarlanmış bu koltuk tasarımcının nerdeyse bedavaya mal ettiği bir tasarım olmuş. Birikmiş kravatları değerlendirme açısından bayağı faydalı olabilir ve dolapta yer kaplayan kravatlara da işlev kazandırılmış olur. Hele bu devirde.. ( Ben de evdeki kravatlardan patchwork yastıklar yapmıştım) BKZ: Malla’ dan

Reklamlar

Bir aralar taş toplamaya merak salan oğlum eve bayağı bir miktar da taş taşırdı. Bir gün bu taşlara örgü öreceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Taşlara laf eden ben, onlara giysi ördüm ya şaka gibi !… Beyaz kirpi yün artığından trabazan ördüm ve taşı giydirdim. O da şık bir kitap desteği oldu.

Banyonun kapısı açık durduğu zamanlarda bir destek gerekiyor. Ben de paspasın renginde yine artık lila renkli yünden taşı giydirdim , üstüne de yine yünden ördüğüm bir çiçek kondurdum.

Hazır kaptırmışken, renkli parıltılı siyah iplikten örüldü. Bu da taşımızın gece kıyafeti olsun abiyesi:))

İnsan kendine konduramaz. Kötü şey benim başıma gelmez der.
Bizi bu sıradan halk halimizle böyle sanarken, ünlüler ne düşünüyordur kimbilir.
Ama gayet de olabildiğini Deniz Seki örneğinde tekrar gördük. Resmen göz göre göre hapise girdi.
Resimleri gerçekten iç burkucu.
Şahsen benim çok da bayıldığım bir şarkıcı değildi. Yani ben baştan beri şarkılarını sevmezdim. Dolayısıyla bir hayranı da değildim. Ancak son başına gelenleri kimse gibi, o da haketmedi.
Yaptığı yanlış bu tamam. Sonuçta kendi seçimi, ve eminim şimdi bundan çok da gurur duymuyordur. Ama bu işin ticaretini yaptığını da düşünmüyorum, öyle bir paraya ihtiyacı mı var bir kere.
Paraya değil, desteğe ihtiyacı oldu gibi geliyor bana.
Neyse aslında bu konuda yazmayacaktım ama cezaevi yüksek profesörü Tuğba Özay ablam bazı tavsiyeler de bulunmuş, değinmeden geçemeyeceğim:
“Bol bol kitap okusun.
Hep kameralar tarafından izleniyordu, şimdi de orasının kameraları tarafından sürekli izlenecek. Zorluk çekecektir.
Yemekleri beğenmeyecektir, ama sonra alışır.
Kirli çamaşırlarının yıkanmasını istiyorsa para vermesi gerekli.”
Vee işte en bombası geliyor sevgili okuyucularım:
“Onu koğuş ağası yapacaklarını sanmıyorum”
Deniz Seki’nin de tek derdi şimdi koğuş ağalıdır çünkü. Kendine yeni kariyer hedefi olarak bunu edinmiştir!!! Şarkıcılık güme gitti, bari hanım ağa olayım diyordur.
Tuğba Abla, saygımız sonsuz sana…Deneyimlerinle gelecek nesilleri aydınlatman dileğiyle, esen kal.

Bu kolyeler, bilezikler, küpeler, yüzükler,

ayakkabılar hepsi hepsi aklımı başımdan aldı…

Ben fazla dizi seyretmem. Ama sezon başında takılacağım bir diziyi gözüme kestirir, sadece tek bir diziyi seyretmeye odaklanırım. Bu sezon da favori dizim Aşk-ı Memnu. Dizi tutup ta uzatıldığı zaman yazarlarının kemikleri sızlıyor da deseler, insan kendi takıldığı dizi fazla sapıtmazsa bitsin istemiyor. En azından benim için öyle yani… Dizinin artistlerinin rollere cuk oturduğunu, bir de rollerinin hakkını vererek oynadıklarını görünce dizi tadından yenmiyor. Aşk-ı Memnu’ da da bence böyle. Perşembe gecelerini iple çekiyor ve dizinin tüm artistlerini beğeniyorum. Ayrıca kıyafetleri, takıları, evleri seyretmek çok hoşuma gidiyor. Bihter’ in masum halini, Firdevs hanımın kıyafetlerini… Ama en çok ta Behlül’ ün aşk içinde kıvranmasını, bakışlarını seyrederken bu dünyadan resmen kopuyor, etrafımdan gelecek en ufak bir ses, konuşma istemiyorum. Bir süreliğine de olsa kendimi , etrafımı unutmak bana garip bir haz veriyor ve bu duyguyu seviyorum. Ben aslında bu yazıya Kıvanç Tatlıtuğ ‘ dan bahsetmek için başladım. Artık Behlül’ mü, desem yoksa Kıvanç’ mı onun çok iyi bir aktör olduğunu düşünüyor ve onun sadece dizideki evin nerdeyse bütün kadınlarını kendine aşık etmekle kalmayıp, ekran başında diziyi seyreden bütün kadınlarıda aşık ettiğine inanıyorum. Onun o aşık bakışları, dalıp dalıp gitmeleri, için için çaresizliği, , fırlamalığı bütün kadınların erkeklerde görmek istedikleri şeyler… Eh Kıvanç’ ta rolünün hakkını fazlasıyla verdiği içinde bu gidişle biz kadınlar Aşk_ı Memnu’ dan, Kıvanç’ ı hayran hayran seyretmekten kolay kolay vazgeçemiyeceğiz gibi görünüyor. Vazgeçmek isteyen de kim zaten :)) Bkz: Aşk-ı Memnu yazım.
Gönderen MALLA zaman: 22:32 14 yorum Bu kayda verilen bağlantılar

Dunhill 2009 ilkbahar – yaz reklamlarını yakışıklı aktör Jude Law ile gerçekleştirmiş. Spor bir şıklığın sergilendiği 2009 erkek modası bu adamla daha bir hoş görünüyor.Benim gözüm gönlüm açıldı, sizin de içiniz açılsın diye size Jude Law’ u yolluyorum.


Erkek okuyucular kıyafetleri inceleyebilirler :p serbest yani bakın !.. bakın !..

yaa nerde bu gibiler ya…. spor şıklıkta şıklık yani… böyle sporluğa can kurban :)) Bknz.” 2009′ da Hangi Birini Beğenelim”adlı postum. “2009 Trendleri”

Fil yavruları çok tatlı hayvanlar… İnsanlar gibi onlarda sevilip, okşanmak istiyor. Yetim kalan bu fil çocuklarla ne de güzel oynuyor. Çocuklar gibi çamurlara bulanıyorlar … ne de olsa onlar da çocuk.

Başını okşatıyor…

Bakıcısının boynuna sarılıyor.

Ya da onun elinden biberonla sütünü içiyor. Yavrumm… çok tatlı ya, şimdi benim de içimden ona sarılmak geldi…

Yaş günümün ertesi afaganlar bastı, öyle serseri mayın gibi dolanıyordum. Asortie mağazasına girmiş bulundum. Üstelik öylesine bakıyodum, bi de yetmezmiş gibi mağazanın aynasında atkımı filan düzeltim yani :)) tam o sırada bu çanta gözüme ilişti. Daha doğrusu önce küçük boyunu gördüm. Aynı fiata olunca çantanın bu boyunu ve kemeri ve taçları almış buldum bi , hepsi % 50 indirimdeydi. Ben çok beğendim, umarım sizde beğenirsiniz…Arada bööle Banu Alkan’ lığım tutuyor:P Aksesuarda severim leoparı, leopar kardeşler birleşin:))) BKZ : “Kokoş Olamadım Gitti” adlı yazım.

Şekil A veee şimdilerin dizi krallarından … Her sene olduğu gibi bu sene de bir dizi patlaması yaşanıyor. Eskiden bu kadar çok yerli dizi yoktu. Şimdi de hangisini izleyeceğimizi şaşırıyoruz. Zaten hepsini birden takip edebilmek mümkün değil. Biz çocukken, ya pembe dizi izlenirdi geceleri, ya da Amerikan dizileri. Türk dizilerinden en aklımda kalanlar Çalıkuşu ve Kartallar Yüksek Uçar. Ama bir de Amerikan dizilerini hatırlayalım. Miami Vice, Mavi Ay, Kara Şimşek. Bu dizilerde yaşananlar, o zamanın Türkiye’ sinden o kadar uzak şeyler anlatıyordu ki, hepimiz ağzımız açık izlerdik. Ne harika konuları var, arabalar ne kadar fantastik, karakterler ne kadar yakışıklı diye. Bir sonraki bölümü izleyebilmek için haftayı zor bitirirdik. David Hasseloff, Don Johnson posterleri duvarlarımıza duvar kağıdı olurdu.Yakın zamanda Kara Şimşek’in bir kaç bölümünü izledim de, acayip garip geldi. Sadece bir bölüm izlemek bile nereden nereye geldiğimizin çok bariz bir göstergesi. Kıyafetler, oyuncular, kendi işini kendi gören araba Kit… Hepsi şimdi çok gülünç gözüküyor. Basit teknolojiler, çok da göz doldurmayan oyunculuklar varmış meğersem. Kıyafetler desen 80lerin korkunç modası, oyunculuklar bir zorlama… Kit desen, şimdi o arabanın 10 katı olanlar caddelerimizde fink atıyor. Hız sabitleyenler, bir sürü atraksiyonları olan arabalar hep piyasada. Şimdi her araba farklı bir tarzdan bir Kit. Yılların emektar Kit’i, şimdikilerin yanında solda sıfır kalıyor. Bugün herşeyin en uç noktalarını yaşıyor gibiyiz. Aslında yaşıyoruz da. O zamanlar Kit’e bir teknoloji harikası diyorduk da, şimdi komiğimize gidiyor. Mesela ben, bir 20 sene sonrasının hayalini kuramıyorum. Sanki şimdi yapılabileceklerin hepsi yapıldı. Bir sonraki adım ne olabilir aklım yetmiyor. Şunun surasında 15 sene once, cep telefonu diye bir şeyin hayalini kuramazken, eski dizilerin müziklerini cep telefonlarına zil sesi yapabiliyoruz. Geçmişle dalga geçiyoruz resmen. Bir 20 sene daha geçince de, bugünle dalga geçebilecek miyiz merakla bekliyorum.

Boyunuz kadar şişlerle yünden dev bir halı örmeye var mısınız ? Bu proje Hollanda’ lı sanatçı Christien Meindertsma’ nın projelerinden… buyrun burdan:


Halı örmeyi gözünüz yemez ise o zaman deniz kestanesi şeklinde rengarenk puflar örün…

Üç katlı pasta da olabilir :))