Skip navigation

Monthly Archives: Eylül 2008

Reklamlar


Bergüzar Korel-Tan Sağtürk aşkı bitti.Nedense bende Bergüzar için daha hayırlı oldu gibi bir his var.Tan Sağtürk Türkiye piyasasına girdiği zamanlarda hepimize enteresan gelmişti.Tipsiz değildi, bir de üzerine üstlük baletti. Taaa elin Fransa’larında büyük başarılar kazanmıştı. Benim hatırladığım bir Duygu Dikmenoğlu ( D.Dikmenoğlu’nun Tuncay Özkan’la ilgili çıkan haberleri de ayrı bir yazı konusu bu arada) vardı, sonra Ceyda Düvenci. Bir de bir aralar Meltem Cumbul galiba. Uzun lafın kısası hep o dönemin ünlüleri. Bu son olayın nedenini çok merak etmiştim doğrusu. İnsan bir ilişkinin gidişatını gazetelerde sık sık fotoroman tadında izleyince, haliyle sonunda ne olduğunu da merak ediyor. Ülkenin gerçek gündemi açıkçası ruh sağlığıma zarar verdiği ve bünyeme ağır geldiği için, artık daha ziyade hafif magazin haberlerine daha çok rağbet ettiğim için de, bu konu haliyle çok ilgimi çekti. Ne olabilir ki en fazla, kesin ortada bir aldatma var diyordum da, çok istisnai olması da kafamı kurcalamıyor değildi. Neyse sağolsun magazin ekipleri, olayı kısa sürede aydınlattı da hepimiz meraktan çatlamaktan kurtulduk. Söz konusu istisnai durum evlilik sözleşmesi imiş. Bergüzar bölüm başına 25 milyar alıyormuş. Kendine yeni bir ev ve araba almış. Sevgilisine de sözleşme yapalım demiş. İlk bakışta bana da itici bir şey olarak geldi. Bu Bergüzar da kendini ne sanıyor bile dedim hatta (Tabi bunda dizideki karakterinin yeni sezondaki ultra gıcık ve bilmiş bir hallenmelerde olmasının da etkisi yok değil)… Ama sonra diğer tarafı düşündüm. Bergüzar kadar popüler değil. Belki kendini bağlamaz ama sabıkalı bir kardeşi var. Kadınlarla geçmişi de çok bir parlak sayılmaz. Üzerine üstlük her ayrılığı sonrası açıklamalar yapıyor. Bu huyunu Bergüzar’la olan ayrılığında da değiştirmedi. Çok üzüldüm, anneme söyleyemedim, cart curt. Farkındaysanız kız tarafı çıt çıkarmazken, erkek tarafı sürekli mesaj gönderiyor. Bana bu kadar mesaj gönderilmesi de gereğinden fazlaymış gibi geliyor. Olay samimiyetini kaybediyor. Fazla sevgi gösterisi de insana itici geliyor anlayacağınız. Haklarında hayırlısı… HÜP NOT: Oh en sonunda bayram geldi. Ne bayramı bu? Şeker mi, Ramazan mı? Ramazan demek de güzel ama ben kendimi bildim bileli, ki bu süre hiç de kısa bir zaman öncesine denk gelmiyor, biz Şeker Bayramı deriz. Adı üstünde daha şeker gelir, tam çocuk kafasına uygun. Ama bunca yıl sonra bir de birileri çıkıp yok Şeker değil Ramazan diye öğreten adam rolüne soyunursa, komik olmaktan öteye gitmez, insana Ramazan diyeceği varsa dedirtmez. HEPİNİZE MUTLU, ŞEKER GİBİ BİR BAYRAM DİLİYORUM. Sevgiler…

Dışarda şakır şakır yağmur yağarken tıpkı bu gün gibi… Evde oturup arta kalan yünlerden ve de peluş parçalarından minik cici şeyler yapmak güzel olmaz mı?… Çocuklarınızın beslenme çantasına koyduğunuz elma ya da armutuna yün hırkacıklar örüp giydirebilirsiniz…Ne şeker olmuş, üstelik çok da kolay.

Elmanın cicisi olur da, poşet çayların olmaz mı aşkolsun !… Şirinlik muskası olmuş bu ayol !…

Plastik bardakları tutarken el yanmasın diye yapılan bu örgü banttan aile bireyleri için rengarenk yapılabilir.
Kaynak

Sıra geldi peluş parçalarından yapılabilecek diğer şirinliklere… Bu da ne güzel şey !…

Allah Allah! ayak ayak üstüne de atmış yesinler !…

Leopar polar parçalarından yapılana da bak sen…


Bu anne -çocuk da renkli polar parçalarından yapılmış. Aman da anneciğini de ne çok severmiş !..
Kaynak

Portekiz’ in Doğayı Koruma Derneği QUERCUS’ un küresel ısınma karşısında hayvanların acizliğini göstermek amacıyla başlattığı kampanyanın reklam filmi geçenlerde NTV televizyonunda gösterildi. Reklam filmi gerçekten çok etkileyici ve düşündürücü… Animasyonda olsa etkilenmemek imkansız. “SİZ VAZGEÇERSENİZ ONLARDA VAZGEÇER” reklam filmi videosu için linke tıklayın. Ve bireysel bile olsa hayvanlar için iyi bir şeyler yapmaya başlayın… Fotoğraftaki yavru kutup ayısı Wilbaer… annesinin kar tanesi…

Bu çok tatlı yaa, yerim ben onu…

İnsanoğlunun cinsel tercihleri doğuştan mı belirleniyor, yoksa sonradan mı oluşuyor bilemem ama tercihlerini kendi hemcinsinden yana kullanan birçok insan olduğu bir gerçek. Buna; dünyanın çivisi mi çıkmış , yoksa sonu mu yaklaştı denir bilinmez. Gördüğümüz kadarıyla onlar ailede kuruyor, bir şekilde çocuk sahibide oluyorlar. Geçenlerde gazetelerin birinde Amerikalı iki aktristin evlendiğini okumuştum. ( Ellen DeGeneres ile Portia de Rossi ) İkiside çok güzeller… Şöyle bir düşününce normal de insan karısını erkeklerden, kocasını kadınlardan kıskanır. Ama böyle bir istisnai durumda, bir de üstelik kıskançlık söz konusu olduğunda sevgiliyi hem kendi cinsinden, hem de karşı cinsten kıskanması gerekecek. Farklı bir durum yani… Mesela çok yakışıklı bir sevgilin var; ama ona sadece kızların değil , erkeklerinde ilgi göstermesi . Yada tam tersi! … Zor yani sevgiliyi hem hemcinsinden, hem de karşı cinsten korumaya çalışmak. Amaaan… bana ne ya nereden geldi şimdi bu aklıma. Bu gün de saçmalamış olayım ne olmuş yani!…

Ortaokul mezuniyetinde çekilmiş kepli resmim var. Saçlarım uzun ve tabii ki şekilsiz (o zamanlar ortaokul kızları şimdiki gibi süslü değildi, modelsiz dümdüz saçlarım vardı) saçlar, kalın kaşlar, eblek bir bakış…Eblek demekle belki kendime fazla haksızlık ettim, saf diyelim. Şimdi o resim ne zaman elime geçse, çirkin ördek yavrusu diye dalga geçerim kendimle. Bu resmi gören tüm aile fertleri de aynı şekilde:) Sadece o değil, bir sürü ergenlik resmim var tabi. O zamanın modası olan ama şimdi garip karşılanacak kıyafetler, dolma şeklinde sarılmış kahküller, genç kız olma yolunda kendini paralayan bir çocuk.Yalnız değilmişim. Angelina Jolie’nin ergenlik resimlerini gördüm geçen gün gazetede de o bile böyle olduktan sonra benim durumum iyi bile sayılırmış dedim.O da aynı benim gibi kalın kaşlar, tuhaf kıyafetler içerisinde objektiflere poz vermiş. Takmış takıştırmış, sürmüş sürüştürmüş, muhtemelen de o an dünyanın en muhteşem kızı olduğuna inancı tam. O ruh halini iyi bilirim. Takı takmanın suyunu çıkartıp renkli bilezikleri, çeşitli yüzükleri ve küpeleri birlikte taktığım zamanları bilinçaltı sandığımdan çıkarttığımda çok güleceğim geliyor.Yaz tatillerinde sabah, öğle, akşam ayrı kıyafet giyip sürekli takı değiştirdiğim zamanları net hatırlıyorum ve ne kadar rüküş olduğumu biliyorum. Ha o zaman muhteşem olduğumu düşünüyordum orası ayrı. Ama bu genel olarak o yaşların sorunu. Bilinçsizce kendi tarzını yakalama çabası. Tarz dediğin gökten zembille inmiyor ki, kendin zamanın modasına uyarak çıkartmak durumundasın. 90lı yılların başları da tarz açısından çok matah yıllar olmadığı için bizim kuşağın tarzını varın siz düşünün.Yine de o zamanlar için belki de iyiydik kimbilir, şimdi bakınca gülünç gelse de en azından çabam takdire şayandı…Angelina Jolie’ nin, dünyanın en seksi kadınının bile aynı yollardan geçtiğini düşününce doğru yolda olduğumu düşünüyorum:)

Ayol!… daha buralara kış gelmeden, modacıların 2009 yaz kreasyonları arz-ı endam etmeye başlamış bile…

Bakarsınız şimdiden kıyısından, köşesinden ufak tefek detaylar yakalarız da ne olur, ne olmaz kusur kalmayalım değil mi ama:))

Ben galiba en çok Vera Vang tasarımlarını beğendim…

Kaynak

Milano’da moda haftaları düzenlene dursun, bence sokak şıklıkları izlenmeye değer…

Çok rahat ve de şıklar…

Kaynak

Üstelik çok da güzeller…

Susan Sarandon çok hoş ve çok başarılı . Gençken de güzelmiş…Thelma ve Louıse, Yeni Yıl, Omuz Omuza, Buradan Çok Uzakta en sevdiğim fimleri…

George Clooney’ e değil de, rol aldığı bir araba reklamında yaşadığı yere aşık olmuştum. “Como Gölü” İtalya. Bu arada çocukken pek gelecek vaat etmesede büyüyünce pek yakışıklı olmuş yani…

Demi Moore estetik harikası…Yaa benim çok merak ettiğim bir şey var. İnsanlar ne kadar estetik olsalarda dikiş izi kalır yani bir de kendimden biliyorum ameliyat yerim hissiz (estetik ameliyat değil bu arada) o hissizlik duygusu berbat birşey onlar nasıl dayanıyorlar bilmem vallahi…

Unutulmaz Pretty Woman filminin, unutulmaz aktörü Richard Gere tipik ergen , insanlar olgunlaştıkça daha bir güzelleşiyor galiba öyle öyle…

Gwyneth Paltrow ismini yazana kadar canım çıktı. Eh yani o da büyüyünce güzelleşmiş…

Tom Cruise çok tatlı, küçükkende tatlıymış…Tipik ergen bakışı komiğime gitti…

Ah Mary Vah Mary yani huzurlarınızda namı diyar Cameron Diaz. Türk olsaydı Kamuran Diyar.

Bu adamı eskiden severdim ama bıktım, yaşlandımı ne !…Bruce Wills delikanlıyken de pozcuymuş ..

İlk gençlik çağındaki gençlerin birbiri hakkında bilgi toplamaları için hazırlanmış anket defterleri vardı. Çiçekli böcekli kapaklı, yaklaşık 30 sorudan oluşan defterler. Arkadaşlarınıza verirdiniz, doldururlardı. Şöyle sorular vardı mesela: Nasıl bir evde yaşamak istersiniz? Beğendiğiniz şarkıcılar? Beğendiniz oyuncular? En etkisinde kaldığınız film? Bir erkekte-kızda neleri beğenirsiniz? Sevdiğiniz bir var mı, sakıncası yoksa adı? Büyünce ne olmak istiyorsunuz? Yani o zamanlar eğlenceli gelirdi de, aslında şimdi düşününce resmen ömür törpüsü. Yaz yaz bitmez. Daha ziyade sınıflarda birbirlerini beğenenler için hazırlandığını düşünüyorum ben bu anketlerin. Çünkü birbirinden hoşlananların kendilerini ifade etmeleri için bulunmaz hint kumaşı, eşi benzeri bulunmaz sosyalleşme malzemeleriydi bu defterler. Bir kızın-erkeğin karşı cinsten birine ‘Anket defterime yazar mısın?’ demesi, lütfen ‘Sevdiğiniz biri var mı, sakıncası yoksa adı?’ sorusuna benim adımı yaz demekti aslında. Tabi o zamanlar internet, cep telefonu falan yok. Şimdikine kıyasla ilkel sayılabilecek metotlarla herkes yolunu buluyordu bir şekilde. Hala ortaokuldakiler bu anket olayına takılıyorlar mı bilmiyorum aslında, ama zannetmiyorum. Beğenilen filmler mafya filmleri, özenilen insanlar kolay yoldan para kazananlar, beğenilen şarkıcılar en çok soyunanlar oluyor artık. Oturulmak istenen evler de en pahalıları. Aşk meşk konusunda da şimdikiler daha girgin, daha atılgan, ve daha cesur. Hatta çoğu zaman olmaları gerektiğinden, haddinden çok çok daha fazla. Biz mi fazla masumduk, şimdikiler mi biraz cozutuk bilmiyorum, ama sanki ikinci şık daha olası.

Bugün canım Kapalıçarşı’ ya gidip dolaşmak, tarih kokan havasını soluyup alışveriş yapmak istedi. İnternet sağolsun…Sayesinde oturduğum yerden gezmeye başladım. Benimle bu geziyi paylaşmak isterseniz haydi birlikte gezelim ne dersiniz, masuscuktan alışverişte yaparız. Ben aşağıdaki fotoğraflarda gördüklerimi pek beğendim. Belki dünyanın değişik yerlerindeki okuyucular görür de bize katılırlar…

Etrafta dolanırken işlemeli bu valiz çanta dikkatimi çekti. Çanta tarzıma uyar yani… Suzani elişi kumaştan.

Bu işlemeli Suzani terliklerde güzel ama, ben bunları giymem.
Yünlü kumaştan bu şal da kurdela işi …

Bakın bu yastık çok hoşuma gitti, kelebekli kelebekli…

Asma yaprak desen işlemeli bu yastık da güzel yani…
Yelpaze karanfil desenli bu ipek halının duruşu da bir başka, doğruya doğru…


Sedefli bu pano da, ipek halılı odaya pek yakışır

Sedef kakmalı bu mücevver kutusunu alabilirim.

Vallahi en almadan geçmediğim bir şey varsa magnettir. Magnet delisimiyim ne? … Bunlardan geçen hafta almıştım, kaçar mı ?

Eski şeylere meraklı olanların dayanamayacakları en az 50 yıllık bu kilitlerde Kapalıçarşı’ da meraklılarını bekliyor.

Şöyle kallavi bir Türk kahvesi bu fincanla içilmez mi?


Böyle bir güzellikle çay içmenin keyfine diyecek söz olmaz herhalde.

Bu gümüş ibriği yemek masasının yada kısa bir büfenin üstünde kullanarak, eskiyle yeni uyumunu yaratmak iyi bir fikir olabilir.